Ana içeriğe atla

Promising Young Woman (2020)

 

Promising Young Woman (2020)

  Vizyona girdiği günden bu yana geçen her gün izlemediğime pişman olduğum ve dün akşam geç de olsa bu pişmanlığımı sonlandırarak izlediğim film, beklentilerimi sonuna kadar karşıladı. Ülkemizde “Yetenekli genç kadın” ismiyle vizyona giren ve 109 dk'lık ekran süresine sahip olan film, henüz beyaz perdede seyirciyle buluşmasından önce bile gerek ön gösterimlerde, gerek basın gösterimleri vb organizasyonlarda adından hep övgüyle bahsettirdi. Film, en iyi özgün senaryo Oscarı ve BAFTA en iyi özgün senaryo ödülü başta olmak üzere, aralarında en iyi film ve en iyi yönetmen gibi birçok kategorinin bulunduğu ödüllere aday gösterilmiş, kimini kazanmış, kimini kaybetse de “olsun be” dedirtmiş. Birçok ödül kazanmış olan bu filme “hak etmedi” diyecek biri varsa o kişiye elini vicdanına koyup tekrar düşünmesini ve bu düşünme aşamasının akabinde de bu görüşünden vazgeçmesini rica ediyorum. Film hakkında görüşlerimi bildirmeden evvel, ben filmi beinconnect platformundan izledim. Ben bu yazıyı yazarken henüz sadece bu platformda mevcuttu. 

 Şimdi yüksek müsaadenizle birçoklarının -haklı sebeplerle- methetmeye doyamadığı filmi biraz da ben methedeyim.


1.Filmin Konusu:


   Film kabaca, herkes tarafından gelecek vaat ettiği düşünülen bir tıp öğrencisinin, arkadaşının başına gelen son derece üzücü bir olay sonrasında okulu bırakması ve akabinde hayatını intikam almaya adamasını anlatıyor. Kendisini ve hayatını intikam almaya adayan ana karakterimiz Cassandra Thomas, farklı gece kulüplerine giderek orada körkütük sarhoş rolü yapıyor ve onun bu durumundan faydalanmak isteyen “kişilere” ders veriyor.


 2.Cast ve Ekip:



a) Ekip:

Özgün bir senaryoya sahip olan filmi, The Crown ve Victoria gibi kaliteli işlerin oyuncu kadrosunda bulunan, ayrıca Killing eve gibi ses getirmiş ve onlarca ödülle taçlandırılmış bir dizinin de senaristlerinden olan Emerald Fennell yönetiyor. Yönetmen aynı zamanda filmin senaristi ve yapımcısı olarak da karşımıza çıkıyor. Filmin yapımcıları arasında çoğumuzun sevdiğini düşündüğüm Margot Robbie, filmimizin ana karakterine de hayat veren Carey Mulligan de bulunuyor.

  Yönetmenimizin hakkını sonuna kadar teslim etmek gerek ki kazandığı birçok ödülle olabildiğince teslim edildiğini düşünüyorum. Filmin müthiş bir senaryosu bulunuyor. Üstelik bu senaryonun özgün bir senaryo olması da beni fazladan etkileyen unsurlardan birisi oldu çünkü film adeta bir roman atmosferi taşıyor. Anlatım tarzı daha çok bir roman okuyormuşsunuz hissi veriyor ve bu yüzden de ben senaryonun özgün olduğunu öğrendiğimde epey şaşırdım. Filmde en sevdiğim şeylerden bir diğeri de tabii ki sinematografiydi. Bu noktada da, birçok projede başarılı işler çıkaran görüntü yönetmenimiz Benjamin Kracun abimize “helal olsun vallahi” demek istiyor ve bizlere sunduğu bu görseller için ona teşekkürlerimi sunuyorum. Zaten muhtemelen bu yazıyı da okur. Sonra "vay efendim benden niye bahsetmedin?" falan demesin. 

   Gelelim filmin diğer güzel yanlarına; övmekten usanmayacağım şeylerden bir diğeri de sanat yönetmenliği. Bu noktada filmin sanat yönetmeni Liz Kloczkowski’ye de değinmek gerek. Görüntü yönetmenimizin de kendisine bolca teşekkür etmesi gerektiğini düşünüyorum. Dekorlar, renkler, makyaj, kostüm… Her şey o kadar özenle seçilmiş ki atmosferi bozan en ufak bir nokta bulamıyorsunuz. Bana göre filmin en iyi yaptığı şeylerden biri de zaten bu atmosferi oluşturmak ve ilk dakikadan son dakikaya kadar onu korumak.  Şayet kadrajda gördüğümüz her şey hikâyenin gidişatını, sürpriz unsurunu ve gerilimi oldukça güçlendiriyor.” Tüm bunlara bir de müthiş oyunculuklar eklenirse tadından yenmez” dediğinizi duyar gibiyim. Demiyorsanız da ben diyorum.



b) Oyunculuklar:

 Konuyu oyunculuklara çok iyi bağladığımı düşünerek biraz da oyuncularımızı öveyim diyorum:

   Tabii ki övgülerime Carey Mulligan’la başlıyorum. Şayet film süresi boyunca kendisini izlerken büyülenmemek elde değil. “Âşık olduğum kadın karakterler” listesine çok üst sıralardan giriş yapan Cassie, bana göre bu kadar başarılı bir doğallıkta canlandırmak için oldukça zor bir karakter. Çünkü her ne kadar zor bir insan olsa da aradığı şeyi bulduğunda duvarlarını yıkmak konusunda kendisinden beklenecek kadar çekingen kalmıyor. Ne var ki yıktığı o duvarları yeniden ve bu kez daha sağlam bir şekilde örmek konusunda da oldukça başarılı. Amaçlarını ve planlarını her zaman duygularının önünde tuttuğu için olsa gerek. Oldukça zeki olan ablamızın başta toksik maskülenite'ye ve tabiri caizle “hödük” erkek profiline tahammülü olmadığı gibi eyvallahı da yok. Yüzeysel olarak bakıldığında biraz aşırı gibi görünen karakter derinlemesine düşündüğümde bana oldukça gerçekçi ve doğal geldi. Bunda en büyük pay sahibi de elbette karakteri canlandıran Carey Mulligan’ın Oscar’a aday olmasını sağlayan performansında. Oscar’ı kazanamamış olsa da birçok organizasyonda daha en iyi kadın oyuncu ödülüne aday gösterilen başarılı oyuncu bu adaylıkların bazılarında  e bir zahmet artık” dedirtircesine ödülü evine götürmeyi başarıyor. Kendisi, oldukça derin bir karakter profili çizmesinin yanı sıra, yanlış bir mimikle bile bir anda aşırıya kaçabilme potansiyeli olan karakteri olabilecek en doğal şekilde oynamış. Şahsen karakter ne sinirimi bozdu, ne de ilgimi kaybedecek kadar kurgusal bir hal aldı. Filmin çok büyük bir çoğunluğunda yaptığı şeylerde ona hak vermemi, daha da önemlisi hak vermediklerimde bile o eylemleri neden gerçekleştirdiğini anlamamı sağladı. Üstelik bunu karakterin arka planına çok büyük zaman ayrılmamasına rağmen -çünkü film temposunu bozmamak ve ilgiyi kaybetmemek adına karakteri tanıtırken mevzuyu uzatmamayı tercih ediyor- başardı.

 

Filmde çok sevdiğim bir komedyen olan Bo Burnham da yer alıyor ve diğer tüm oyuncular gibi o da rolünün hakkını sonuna kadar vermiş. Gerçek bir komedyen olduğundan mı bilmiyorum, filmin en esprili karakteri olma yükünü o kadar iyi sırtlıyor ki sanki bir karaktere can vermiyor da kendisini oynuyor gibi geliyor. Bana göre epey zor bir yükü çok kolaylıkla sırtlıyor. Bunun yanında yine çok sevdiğim bazı oyuncular yine mükemmel performanslar sergiliyorlar. Alison Brie, Chriss Lowell ve Alfred Molina da kısa ekran sürelerine rağmen akılda kalıcı performanslarıyla alkışı sonuna kadar hak ediyorlar.

 



   3.Film Hakkındaki Nihai Görüşlerim

  Filmin ana fikrinde yatan toplumsal sorunlar aslında yıllardan beri herhangi bir gelişme göstermemiş ve birtakım kimseler zihniyetlerini değiştirip başta kendilerini sonrasında ise çevrelerini eğitmedikçe de gelişim gösterebileceğini sanmıyorum. Film anlattığı şeyi biraz sert bir şekilde anlatıyor ve “her erkek aynıdır” şeklinde bir felsefeyle ilerliyor. Elbette buna katılmıyorum ancak filmi izlerken bir kez bile benimsediği bu fikir beni rahatsız etmedi çünkü karakterin neden böyle bir felsefeyi kabul ettiğini anlayıp ona hak verdim. Bu gibi hassas konulara değinirken daha sert olunması genelde hoşuma gidiyor. Bu film de hoşuma giden örneklerden birisi oldu. Çünkü birilerine bir şeyleri sürekli olarak nazikçe anlatabilirsiniz - ki bana göre nezaket evrensel bir dil olmalı- ancak o kişiler sizi anlamamakta diretiyorsa bunu yüzlerine bir tokat gibi vurmanız gerekir. Şiddet benim gözümde yalnızca metaforik olarak kullanıldığı zaman kabul edilebilir bir seçenektir.

  Son olarak filmin başından sonuna kadar kaybetmediği sürpriz unsuru da çok etkileyiciydi. Film merak uyandırmayı, izleyiciyi germeyi çok iyi başarıyor. Yer yer izleyiciyi rahatlatan sahneleri ve bölümleriyle de filmi büsbütün bir gerilim filmi olmaktan kurtarıyor ve bunun gerilim, gizem ve suç unsurlarını barındıran bir dram filmi olmasını sağlıyor. Böylece konunun derinindeki dramadan kopmuyor ve öylece gerilime kapılıp gitmiyoruz. Bir intikam hikâyesi olmasına karşın yavanlıktan ve klişe olmaktan olabildiğince uzak duruyor ve filmin başından sonuna kadar türünün önemli örneklerinden birisi olacağını gösteriyor.

 

 Velhasıl kelam ben filmi fark ettiğiniz üzere çok beğendim letterbox hesabımdan da 5 yıldız verdim. Bu blog’da henüz kendime has bir puan cetveli hazırlamadığım için klasik bir yöntem kullanarak filme 5/5 veriyorum. İnşallah bir dahaki yazımda bu puan cetveli meselesini de hallederim. Buraya kadar okuduysanız tebrikler ve umarım film konusunda aklınızda bir fikir oluşturup bu güzel filmi izlemek için sizleri biraz olsun teşvik edebilmişimdir. Görüşmek üzere, çok selam söyleyin.


Fragman:



Yorumlar